21 Haziran 2008 Cumartesi

Sera Etkisi

Dünya üzerine düşen güneş ışınlarından çok, dünyadan yansıyan güneş ışınlarıyla ısınır. Bu yansıyan ışınlar başta karbondioksit, metan ve su buharı olmak üzere atmosferde bulunan gazlar tarafından tutulur, böylece dünya ısınır. Işınların bu gazlar tarafından tutulmasına da sera etkisi denir. Atmosferde bu gazların miktarının artması ısınmayı artırır.

Günümüzdeki tehlike, karbondioksit ve diger sera gazlarinin miktarindaki artışın bu dogal sera etkisini şiddetlendirmesinde yatmaktadır. Binlerce yıldır dünyamizdaki karbon kaynakları kararlı kalırken, şimdi modern insanoğlu aktiviteleri-fosil yakıtlarin kullanımı, ormanların yokoluşu, aşırı tarım yapılması, atmosfere büyük miktarlarda karbondioksit ve diger sera gazlarının atmosfere salınmasına sebep olmaktadır.

Sera etkisi dünyamızı nasıl değiştiriyor?

Yeryüzü güneşten gelen bir ışık enerjisi alır. Bu enerjinin bir kısmı bulutlar ve yer yüzeyi tarafından yansıtılır. Geriye kalan kısım atmosfer ve yeryüzü tarafından toplanır. Yeryüzü, bir kısmı atmosfer tarafından soğurulan kızılötesi ışınlar yayar. Bu kızılötesi ışınların uzaya giden kısmıyla yeryüzünde biriken güneş enerjisi dünyanın ortalama sıcaklığını sabitleyebilecek şekilde dengelenir.Eğer atmosfer daha fazla kızılötesi ışın soğurursa, yeryüzü topladığından daha az enerji yayar ve bu ısınmasına neden olur. Bu durum, ilk sıcaklıktan daha yüksek bir sıcaklıkta yeni bir denge sağlanana dek yeryüzün ışımasını artırır. Buna sera etkisi denir. Sera etkisi olmasaydı yeryüzündeki ortalama sıcaklık -18 derece olurdu. Oysa,bugün sıcaklık 15 derece.
Kısaca kızılötesi ışınların atmosfer tarafından tutulması “sera etkisi” olarak adlandırılır, çünkü bitki seralarındaki camların iç tarafı, gezegenin atmosferi gibi görünen güneş ışınlarını geçirme ve nesneler tarafından seranın içine salınan kızılötesi ışınların bir kısmını geçirmeyerek tutma özelliğine sahiptir. Ancak bu etki seraların içine hakim olan sıcaklığın tek sorumlusu değildir. Camların iç tarafı havanın dolaşımını ve dolayısıyla ısının taşınarak azalmasını engeller. Bu durum özellikle rüzgar kuvveti dikkate alındığında daha önemlidir. Ancak, sera etkisinin bu son özelliği gezegeni çevreleyen uzay boşluğu için geçerli değildir ve bu anlamda sera etkisi olarak adlandırılan olaya dahil değildir.

Kızılötesi ışınları soğuran tüm gazlar sera etkisine neden olan gazlardır. Bunlar, karbondioksit, su buharı, metan gazı, azot protoksit, ozon ve sentetik endüstri molekülleridir. Etkileri, yoğunluklarına ve molekül başına soğurma kapasitelerine bağlıdır. Yoğunlukla ilgili olarak su buharının durumu ayrıcalıklıdır, çünkü yeryüzünde bolca bulunan su iklim sisteminin ayrılmaz parçasıdır. Su buharının atmosferdeki yoğunluğu havanın onu tutma kapasitesi ile belirlenir. Endüstriyel çağın başından beri insan faaliyetleri sera etkisi yaratan başka gazların salımına sebep oluyor ve bu gazların atmosferdeki yoğunluğu belirgin ve düzenli bir şekilde artıyor. Ek sera etkisi de küresel ısınmayı tetikliyor. Bu “radyoaktif gelişme” 1990 ile 2004 yılları arasında yüzde 20 oranında artış gösterdi.

17 Haziran 2008 Salı

Neler yapabilirim?

Küresel ısınma artık iyiden iyiye etkisini hissettirmeye başladı. Küresel ısınmayı durdurma gibi bir olanağımız artık kalmadı ancak yavaşlatabiliriz. Bunun için de en basit anlamda, herkesin yapabileceği bazı katkılar var. İşte yapabileceğimiz 10 katkı:

1- Ampulünüzü değiştirin: Standart akkor ampulünüzü tasarruf ampulü ile değiştirin, yılda 75 kg. karbondioksit tasarrufu sağlayın.
2- Daha az araba kullanın: Her zamankinden daha sık yürüyün, bisiklet kullanın ve toplu taşıma araçlarından daha çok faydalanmaya özen gösterin. Araba kullanmadığınız her iki kilometre için 0.75 kg. karbondioksit tasarruf edeceksiniz.
3- Geri dönüşüme katkıda bulunun: Evinizden çıkan çöplerin sadece yarısını geri dönüştürerek yılda bin 200 kg. karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.
4- Lastiklerinizi kontrol edin: Düzgün şişirilmiş lastiklerle litre başına aldığınız yol yüzde 3 oranında artacaktır. Her 4 litre benzin tasarrufu, 10 kilo karbondioksiti atmosferimizden uzak tutar.
5- Daha az sıcak su kullanın: Suyu ısıtmak için çok fazla enerji gerekmektedir. Daha az su tüketen bir duş başlığı ile 175 kg., giysilerinizi soğuk ya da ılık suda yıkayarak da 250 kg. karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.
6- Ambalajları fazla olan ürünlerden kaçının: Çöpünüzü yüzde 10 oranında azaltarak 600 kg. karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz.
7- Su ısıtıcınızı ayarlayın: Isıtıcınızı kışın iki derece aşağı, yazın iki derece yukarı ayarlayın. Bu basit ayarlamayla yılda bin kg. karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.
8- Bir ağaç dikin: Bir ağaç ömrü boyunca bir ton karbondioksit emer.
9- Çözümün parçası olun: Harekete geçmek ve daha fazla bilgi almak için ' www.kuresel.org 'u ziyaret edin.
10- Herkese anlatın: Küresel ısınmayla ilgili bildiklerinizi çevrenize anlatın.

09 Haziran 2008 Pazartesi

Küresel ısınma resimleri






Küresel ısınmanın önlemleri

• Evde en çok kullanılan 5 ampülü en az enerji tüketen cinslerle değiştirmek. 2.5 milyon evde yapılan bu uygulama ile 1 yılda 800.000 aracın atmosfere verdiği sera gazına eşdeğer tasarruf yapmış oluyoruz. Aynı zamanda elektrik faturamız da düşük gelecektir.
• Evlerdeki 2. televizyonları teke indirmeliyiz. Klimaların filtrelerini 3 ayda bir değiştirmeliyiz. Kirlenen filtreler hava akışını yavaşlatacağından cihaz daha fazla enerji harcayacaktır.
• İşyerinize veya evinize alacağınız yeni ekipmanların mutlaka enerji tasarrufu fazla olanlarını tercih edin.
• Su kullanımındaki savurganlık, hem enerji tüketimini, hem de su tüketimini artırmaktadır. Örneğin, diş temizliğinde ve traş olurken musluklar mutlaka kapatılmalıdır.
• Tuvaletlerin sifonları, sızıntılara karşı gözden geçirilmelidir.
• Ekili hobi bahçenizi mutlaka küçültün. Sulama gerektirmeyen alanları büyütün. Az sulama gerektiren bitkiler dikin.
• Aracınızı hortumla değil de kova su ile yıkayın.
• Evinizde ve işyerinizde, kullanmadığınız zamanlarda, TV, radyo, bilgisayar gibi elektronik cihazların fişlerini çekin.
• Yaz aylarında evinizin güneş alan penceresine beyaz perde takın ve gün boyu kapalı tutun.
• Ağaç dikin. Her ağaç atmosferden önemli ölçüde sera gazı (CO2) emer.
• Yakın mesafelere yürüyün. Uzun mesafeler için metro ve tramvayı tercih edin.
• Tüketimi azaltın.
• Aracınızı düşük hızda kullanın. "Para sizin olabilir ama dünya hepimizin."

Küresel ısınmanın zararları

Atmosferdeki karbon dioksit ve diğer sera gazlarının artmasının ulaştığı birikim düzeyi, sanayi devriminden bu yana hızla yükseldi. Avrupa Çevre Ajansı'nın geçtiğimiz günlerde açıkladığı bir rapor da bu görüşleri destekler nitelikte. Rapora göre, atmosferdeki karbondioksit oranı, 420 bin yıldan bu yana en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Bu sanayi devriminden beri de yüzde 34 oranında arttığı anlamına geliyor.

Kuzey Avrupa'da yaşanan daha ılıman iklim ve güneyde görülen kuraklık, bazı bölgelerde tarımı tehdit ediyor. Daha sık ve daha yoğun yaşanan sıcak dalgaları ise yaşlılar ve hastaların sağlığı üzerinde olumsuz etki yaratıyor. 2005'de İsviçre Alpleri'nde eriyen buzulların dörtte üçü yok olacak. Deniz seviyesi de yükselecek. Tüm bunlar, son 50 yılda karbondioksit gazlarının salınımı sonucu meydana gelen küresel ısınmayla ilgili elde bulunan somut deliller. İklimdeki değişimlerin ne kadar yıkıcı olacağı, 2002'de meydana gelen sellerden ve 2003 yaz aylarında gelen sıcak dalgasından açıkça görüldü.

Küresel ısınmanın sonuçları

Küresel ısınmanın sonuçları BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) çalışmaları sonucunda, küresel ısınmanın Avrupa'da, kutuplarda, küçük ada devletlerinde ve dünyanın başka bölgelerinde yol açabileceği sonuçlar belirlendi. Taslak halindeki rapor, 130'u aşkın ülke hükümetinin desteklediği ve 2000 dolayındaki bilim adamını ve hükümet temsilcisini kapsayan IPCC'nin yarın başlayacak toplantılarında ele alınacak ve nihai şekli, 6 Nisanda Brüksel'de açıklanacak.

-İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN AVRUPA'DA BEKLENEN ETKİLERİ-
Nehir yatağı havzalarının, şiddetli ve tehlikeli akıntılara sahip kısımları yüzde 19'dan, 2070 yılında yüzde 34-36'ya çıkacak.
-Batı Avrupa'da muhtemelen milyonlarca insan, sulak alanlarla iç içe yoksunluk içerisinde yaşayacak.
-Küresel sıcaklık ortalamalarının hızla yükseleceği bir senaryonun gerçekleşmesi halinde 2080'lerde yılda fazladan 2,5 milyon kişi daha kıyı şeritlerindeki sellerden etkilenecek.
-Çeşitli senaryolara göre 2070'lerde akarsu potansiyelleri Avrupa'nın Akdeniz kısmında yüzde 20-50 arasında düşerken, Kuzey ve Doğu Avrupa kısımlarında yüzde 15-30 arasında artacak.
-Alp buzullarının küçük olanları ortadan kalkacak, büyükleri 2050 itibariyle yüzde 30-70 arasında eriyecek.
-Akdeniz'e yönelik turizm yazın düşerken, ilkbahar ve sonbaharda artacak.

-KUTUPLAR VE BAZI DİĞER BÖLGELER-
-Kuzey kutbundaki deniz buzulları 2100'e kadar yüzde 22-33 arasında azalacak, Antarktika'da ise tamamen ortadan kalkabilecek. Deniz dışı alanlardaki buzullarda önemli incelme olacak ve bu, yeryüzündeki deniz seviyesini yükseltecek.
-2100 yılına kadar deniz seviyesindeki yükselmenin 18-59 santimetre arasında olabileceği tahmin ediliyor.
-Şu anda 500 bin kilometre kare olan Himalaya buzul alanı, 2030'da 100 bin kilometre kareye kadar gerileyebilecek.
-Asya'da birçok ülkede açlık sorunu olacak.
-Asya'da 2020 yılında su sıkıntısı çeken kişi sayısı 1,2 milyar kişiye kadar yükselebilecek.
-Ada devletlerde genellikle kıyılara inşa edilen uluslararası havaalanları ve yollar su altında kalabilecek.

Küresel ısınmanın nedenleri

İklim sistemi içsel ve insani etkiler, güneş hareketleri ve sera gazları, vb. nedenlerden etkilenmektedir. İklimbilimciler (klimatolog) küresel ısınma konusunda hem fikirdirler. Bu değişimin detaylı nedenleri açık bir araştırma alanıdır ama bilimsel çoğunluk sera gazlarının son zamanlardaki sıcaklık artışının başlıca nedeni olduğunu belirtmektedir.

Atmosferdeki karbondioksit (CO2) ve metan (CH4) oranlarındaki artış dünya yüzeyinin sıcaklığını yükseltmektedir. CO2 oranındaki artış dünyanın yüzeyini ısıtmakta ve kutuplara yakın buzların erimesine yol açmaktadır. Buzlar eridikçe yerlerini kara veya sular almaktadır. Kara ve suların buza oranla daha az yansıtıcı olması güneş ışınımı emilimini arttırmakta ve dolayısıyla buzullarda daha fazla erimeye yol açmaktadır.

Gürültü kirliliği

“Gürültü Kirliliği” denince, “insanlarda sağlık bakımından geçici bir zaman içinveya sürekli olarak zarar meydana getiren sesler” anlaşılır.Gürültü kirliliği yaratan başlıca kaynaklar şunlardır: ulaşım araçları, sanayikuruluşları, sosyal donatım, eğlence araçları.Gürültü insanların sinir sistemlerinden, kan dolaşım sistemlerine ve kas gerilimlerinekadar çok çeşitli zararlar meydana getirir.Gürültü zararlarına karşı teknik ve biyolojik önlemler alınabilir. Bunlar tamamen özelkonular olduğundan ayrıntıya girilmeyecektir.Buraya kadar, çeşitli çevre kirliliği olayları özet olarak açıklanmaya çalışılmıştır.Genel anlamda çevre kirliliğine karşı alınabilecek önlemler çok çeşitli olup, bunların enönemlileri bir çizelge halinde verilmiştir.

Radyoaktif kirlenme

Nükleer enerji santralleri, nükleer silâh üreten fabrikalar , radyoaktif madde artıklarıradyoaktif kirlenme yaratan başlıca kaynaklardır. Radyoaktif maddeler yaymış olduklarıelektronla hava, su, toprak ve bitkilere zarar verir. Radyoaktif maddeye sahip (radyasyonlu)hayvansal ürünler (et, balık, süt, vb.) ve bitkiler, bu zararlı maddeyi besin zinciri ile insanlarave diğer canlılara taşır. Bunun sonucunda bağışıklık mekanizmasını felce uğratmak, organlarızedelemek gibi tedavisi olanak dışı olan hastalıklar meydana getirirler.

Toprak kirliliği

“Toprağın verim gücünü düşürecek, optimum toprak özelliklerini bozacak her türlüteknik ve ekolojik baskılar ve olaylar”, toprak kirliliği veya toprak kirlenmesi olarak nitelenir.Toprak kirlenmesi, hava ve suları kirleten maddeler tarafından meydana getirilir.Örneğin, kükürtdioksit oranı yüksek olan bir atmosfer tabakasından geçen yağmurdamlacıkları “asit yağışları” halinde toprağa gelir. Toprak içine giren bu asitli sular ağaçköklerini, bitkisel ve hayvansal toprak canlılarını zarara uğratır.

Toprağın reaksiyonunuetkileyerek besin maddesi dengesini bozar, taban sularını içilmez hale getirir. Aynı şekildeçöp yığınlarından toprağa sızan sular, kirli sulama suları, gübre çözeltileri, radyoaktifmaddeler, uçucu küller, toprağı kirleten madde ve kaynaklardır.Toprak kirliliğini önlemek için çok çeşitli teknik, ekolojik ve hukuksal önlemler alınır.Bu konuda daha geniş bilgi edinmek için, bakınız Çepel (1997, s.1 – 112).

Su kirliliği

Su kirliliği, istenmeyen zararlı maddelerin, suyun niteliğini ölçülebilecek orandabozmalarını sağlayacak miktar ve yoğunlukta suya karışma olayıdır.Konutlar, endüstri kuruluşları, termik santraller, gübreler, kimyasal mücadele ilaçları,tarımsal sanayi atık suları, nükleer santrallerden çıkan sıcak sular ve toprak erozyonu gibisüreçler ve maddeler su kirliliğini meydana getiren başlıca kaynaklardır. Bunların hepsidoğrudan doğruya veya dolaylı olarak canlı ve cansız varlıklara zarar vermektedir.Suların kirlenmesine karşı alınabilecek önlemler iki grupta toplanabilir:
(1) Su kullanımında tasarruf sağlayacak önlemler (ev idaresi, tarımsal sulama,sanayide su kullanımı vb.).
(2) Suları temizleyen teknik önlemler.Birinci gruba giren önlemler, atık kirli su miktarını azaltmayı öngörmektedir. Teknikönlemler ise, suyun kirlenmesini ve kirlenmiş suların arıtılmasını sağlarlar.

Hava kirliliği

Atmosferde toz, duman, gaz, koku ve saf olmayan su buharı şeklinde bulunabilecekkirleticilerin, insanlar ve diğer canlılar ile eşyaya zarar verebilecek miktarlara yükselmesi,“Hava Kirliliği” olarak nitelenmektedir. Havayı kirleten maddelerin sınır değerleri (havadazararlı olmayacak derecedeki en yüksek değerleri), her ülkenin ilgili kuruluşları tarafındanyönetmeliklerle belirlenir.Kirletici maddelerin niteliğine göre, canlılara vereceği zarar şekil ve dereceleri dedeğişir.

Hava kirliliğine karşı alınabilecek önlemler, kirlilik kaynağına göre (fabrika, termiksantral, konutlar, taşıt araçları) çok çeşitlidir.Bu önlemler başta eğitim alınmak üzere teknik, hukuksal önlemler olmak üzere başlıca3 grupta toplanabilir.

Çevre Kirliliği

Bütün canlıların sağlığını olumsuz yönde etkileyen, cansız çevre öğeleri üzerinde yapısal zararlar meydana getiren ve niteliklerini bozan yabancı maddelerin; hava, su ve toprağa yoğun bir şekilde karışması olayıdır. Veya “Çevre kirliliği, ekosistemlerde doğal dengeyi bozan ve insanlardan kaynaklanan ekolojik zararlardır.”

Küresel ısınma nedir?

Küresel ısınma, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artış için kullanılan bir terimdir. Bu olay son 50 yıldır iyice saptanabilir duruma gelmiş ve önem kazanmıştır.

Dünya'nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. yüzyılda 0.6 (± 0.2) °C artmıştır. İklim değişimi üzerindeki yaygın bilimsel görüş, "son 50 yılda sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde fark edilebilir etkiler oluşturduğu" yönündedir [1].

Küresel ısınmaya, atmosferde artan sera gazlarının neden olduğu düşünülmektedir.

Karbondioksit, su buharı, metan gibi bazı gazların, güneşten gelen radyasyonun bir yandan dış uzaya yansımasını önleyerek ve diğer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soğurarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığı ileri sürülmektedir.

Su buharı, diğer sera gazlarından farklı olarak güneşten gelen radyasyonun şiddetine ve gezegenin ortalama ısısına göre sabit olan bağlı bir değişkendir. Dolayısıyla küresel ısınma konusunda pasif etkiye sahiptir. Ancak diğer sera gazları, yer yer bağımsız değişken olarak küresel ısınma üzerinde aktif bir etki yaratabilirler. Örneğin karbondioksit, yoğun volkanik etkinlik sonucu ya da insanlar tarafından fosil yakıtların yakılmasıyla yoğun olarak atmosfere salınabilir. Bu durum, gezegenin ortalama ısısından bağımsız olarak ortaya çıkabilen ve ortalama ısının artması sonucunu doğuran bir etken olarak işlev görür.

Bugün için bilim çevrelerinde küresel ısınmadan başat rolün atmosferde karbondioksit oranının artmasına bağlanmaktadır. Her ne kadar atmosferdeki karbondioksit,
yeşil bitkilerin fotosentez olayında,
karbondioksitin litosfer yüzeyinde suda çözünmesiyle,
atmosferden çekilmekte ise de, bu mekanizmaların kapasitesinin üzerinde karbondioksit salınımı, gezegen üzerinde sera etkisi yaratmaktadır.

Su buharı dışındaki sera gazları dolayısıyla gezegen yüzeyindeki ortalama ısının artması, buharlaşmanın artmasına yol açacaktır. Bu ise atmosferde daha fazla su buharı, yani bulut oluşmasına yol açar. Bulutlar, güneşten gelen radyasyonun bir bölümünü dış uzaya yansıtırken bir bölümünü soğurarak ısınırlar, bir bölümünü de yeryüzüne geçirirler. Litosfer ve hidrosfere ulaşan bu radyasyonun da bir bölümü soğurularak ısınmaya yol açarken bir bölümü dış uzaya yansır. Dış uzaya yansıyan radyasyon yeniden bulut kütlesi ile karşılaştığında, aynı olaylar yaşanır, yansıtılır, soğurulur, dış uzaya kaçar.

Bu mekanizma, su buharı dışındaki sera gazlarının atmosferde artması sonucu bulutların sera etkisini artırmakta, küresel ısınmaya yeni bir katkıya yol açmaktadır.